Salı, Nisan 14, 2009

Herkes Üniversiteli Olacak

Herkes Üniversiteli Olacak
YÖK Başkanı, iki yıl sonra İsteyen Herkes Üniversiteli olabilecek dedi. YÖK Başkanı talebin bir kısmının karşılanmasında Uzaktan Eğitim'in rolünü de vurguladı.

Yıllardır isteyen herkes üniversiteye girebilmeli deniyor. ÖSS sınavları artık çocukları bir yarış atı, bir soru makinesi haline getirdi. Her sene milyonlarca genç üniversite kapısına dayanmakta ve orada birikmekte. Üniversite Mezunu olmak için geçireceği yıllarını sınava girerek geçiren binlerce genç var.

Bilindiği gibi sorunun asıl kaynağı ne ailelerde ne de çocuklarda. Türkiye'de Üniversite Eğitimine büyük talep var. Ama yeterince arz yok. Yani yeterince üniversite yok. Kimisi de üniversiteyi hala meslek eğitimi kurumu olarak görmeye devam ettiğinden 'iyi de mevcut mezunlara iş bulamıyorsunuz. Yeni bir sürü üniversite açmakla daha da fazla diplomalı işsiz oluşturacaksanız' diyor. Şunu unutmayalım. Üniversite insana bir formasyon kazandırır. Üniversiteyi meslek lisesi veya meslek eğitimi veren başka kurumlarla karıştırmayalım.

Uzaktan Eğitim olarak YÖK Başkanı'nı bu vizyonunda destekliyoruz.

Herkes Üniversiteli Olacak Haberi
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan sürpriz çıkışlarına bir yenisini daha ekleyerek, "İki yıl sonra üniversiteye giremeyen lise mezunu kalmayacak" dedi.

Benim de icra kurulu üyesi olduğum TÖ- DER (Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği) yönetim kurulu üyeleriyle yaptığı toplantıda, dershanecilere de şu mesajı gönderdi: "Artık eskisi gibi öğrenci bulamayabilirsiniz."

Bu nasıl olacak?

Elbette yeni üniversiteler ve meslek yüksek okulları açılarak ve mevcutların kontenjanlarını artırarak. Bu noktada uzaktan eğitimin geliştirilmesi de çok önemlidir.
***

Prof. Dr. Özcan, önceki YÖK Başkanlarından çok farklı bir görüntü sergiliyor. Ne olursa olsun statükoyu koruma gibi bir derdi yok. 'Yok, olmazcı' da değil. Bir şeyler yapmak istiyor. Yeni fikirler ortaya atıyor.

Örneğin, üniversitelerin paralı olması fikri aslında çok önemlidir. Pek çok problemi çözecektir. Ama tepki alacağı için siyasetçilerin ve bürokratların ortaya atması çok risklidir. Ama O, risk alan biri. Bazen düşünceleri sözlerinin önüne geçebiliyor. Bu hızı ve cesareti bir şans olabilir.

Çünkü, taşın altına elini sokmayanlardan dolayı YÖK'ün sorunları yeteri kadar birikti zaten.
***

Geçtiğimiz yıl üniversite kontenjanları yüzde 20 artırıldı. 525 bin yeni öğrenci alındı. Bu önemli bir hamledir. Yeterince planlanmadan şişirme yapıldı diye eleştirildi. Ama son 12 yıldır birikim vardı. Öğrencilere okuma hakkı sağlanamıyordu. Büyük ölçüde buna cevap verildi.

Şimdi öğrenci sayısı 40 binin üzerinde olan İstanbul Üniversitesi, Marmara, Gazi, Uludağ ve Selçuk Üniversiteleri'nin bölünüp yeni üniversiteler kurulması gündemde. Amaç yeni yapılanmayla verimi artırmak. Ek kontenjanlar da sağlanabilir.

Bu işe YÖK karışmasın, üniversiteler kendi içerisinde halletsin diye eleştirenler var. Belki doğru olan bu, ama madem kendi içlerinde çözebiliyorlardı da, bugüne kadar niçin yapamadılar, diye sormamak da elde değil.
***

Prof. Dr. Özcan, iki yıl sonra üniversitelerin kontenjanını 725 bine çıkarmayı hedefliyor. Bu yıllık lise mezunu sayısını karşılıyor. Beklemeli öğrencilerin istihdamına yönelik ise, uzaktan eğitim cazip hale getirilecek.

Elbette, henüz 500 bin kontenjan olanağı varken, yılda 1.5 milyon öğrenci talebinin karşılanması çok zor.

Ama 1 milyonu aşkın öğrenciyi sokaktan kurtarmak için, YÖK'te her zamankinden çok iyi niyet ve cesaret görüyorum.
***

Her öğrenciye üniversitede okuma hakkı tanınınca, dershanelerin işi biter mi?

Asla. Çünkü her öğrenciye istediği fakültede okuma hakkı sağlanamayacaktır. Daha iyi bir üniversiteye girebilme yarışı olacaktır. Yarışın ve sınavın olduğu her yerde dershanelere ihtiyaç duyulur. Liseye girişlerde olduğu gibi.

İlköğretim mezunlarının açıkta kalma durumları yok ama her yıl 1 milyon öğrenci Anadolu ve fen lisesi sınavına giriyor. Dershanelerde hazırlanarak.
***

Elbette eğitimde kalite ve verimlilik önemli. Yeterli alt yapı sağlanmadan kontenjan artırmak doğru değil. Ama okuma hakkının verilememesi hiç doğru değil. Yetersiz eğitimden bile mahrum bırakmaktır.

Pazar, Mart 22, 2009

Meslek Soruları

Meslek Soruları
Aşağıdaki Meslek Soruları yazısının gençlerimize meslek seçimlerinde yararlı olacağına inanıyoruz.

MESLEK SORULARI


NE ZAMAN YETİŞKİN OLACAĞIM?

Gençlikten yetişkinliğe geçişin ölçütü ekonomik ve duygusal bağımsızlığın kazanılmasıdır. Ekonomik bağımsızlığı bir meslek alanına yönelip, o mesleğin eğitimini alıp bir işe yerleşmeyle elde edilirken; duygusal bağımsızlık ise anne-babaya bağımlılığın bittiği bir eş seçiminin gerçekleştiği döneme kadar sürer. Daha basit bir anlatımla eş ve iş yaşantısına girmiş bir genç için yetişkinlik başlamış demektir.

MESLEK İLE İŞ ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Ülkemizde iş ile meslek birbirine karıştırılmaktadır. Meslek (career) iş (Job) birbirinden farklı kavramlardır. Bacanlı'nın yaptığı tanıma göre "meslek" , bir kimsenin hayatını kazanmak için yaptığı, kuralları toplumca belirlenmiş ve belli bir eğitimle kazanılan sistemli etkinlikler bütünüdür. Meslek , belli bir tür alanda etkinlikte bulunabilme gücüdür” (1996). İş ise ; belli bir işyerinde sürdürülen benzer etkinlikler grubudur. Bacanlı ya göre bir kimsenin mesleği olabilir, ama işi olmayabilir. Bir işin olması da bireyin mesleği olduğu anlamına gelmez. Günümüz dünyasında önemli olan bireyin meslek sahibi olmasıdır. Geleceğin dünyası meslek sahibi olan insanlarca belirlenecektir. O yüzden bir iş sahibi olmanız önemlidir ancak meslek sahibi olmanız daha da önemlidir.

MESLEK SEÇİMİ NASIL OLUR ?

Bazı meslek psikologları, meslek seçiminin tek ve kesin bir karardan çok, süreç içerisinde oluştuğunu ifade etmişlerdir. Bu süreci bireyin bilinçdışı gereksinmelerinden, yaşamdan beklentilerine kadar bir çok etken belirleyecektir. Bu nedenle kendinizi tanımanız ve size açık meslekler ile yaşam koşullarının farkında olmanız gerekir. Ülkemizde okul rehberlik servisleri, öğrencilerin özelliklerini belirleyen çeşitli araçlar kullanırlar. Bu test ve tekniklerin sizinle ilgili verileri ile, kendi yaşantınızı karşılaştırmanız ve gerçekçi bir benlik tasarımına ulaşmanız gerekmektedir. Kendiniz ve ülkemizin size sunduğu olanakları bilmeniz meslek seçiminde hangi yolda yürüyeceğinizi gösterecektir. Bireyin kendi gerçekleri ile ülkenin ona sunduğu gerçekler bir biçimde uyuşması gerekir. Yoksa ileride hiçte istenmeyen durumlarla karşılaşılabilir.

Kendi kendinize (ben kimim diye) sorduğunuzda, verebileceğiniz yanıtları ( örneğin: ben öğrenciyim, ben matematikten başarılıyım, ben insanlara yardım etmeyi seviyorum, ben diğer insanlarla birlikte çalışmayı seviyorum veya ben açık alanda çalışmayı isterim gibi) gözden geçirdiğinizde kendi benliğinizin farkına varmaya başlarsınız. Meslek seçiminde önemli olan kendinizle ilgili bu bilgiler ile ülkenin koşulları arasında bağ kurabilmektir. Kendinizi tanımadan gerçek dışı hedefler kurgulamaya başladığınızda sizi hayal kırıklıkları bekleyecektir. Sayısal derslerde yeteneği düşük birisinin "doktor" olma hayali veya bedensel avantajları olmayan birisinin "subay" olma amaçları hedefine ulaşmayacaktır. Ülkenin veya çevrenin olanakları derken size açık olan meslek alanları ile olanaklardan söz ediyoruz. Örneğin, bu gün ülkemizde sınırlı sayıda öğrencinin yüksek öğretim imkanına sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Üniversite sınavını kazanma şansı olmayan bir kişinin, yüksek öğrenim gerektiren ve ciddi bir puanla kazanılabilen bir programı (mesleği) tercih etmesi gerçekçi bir durum değildir. Ben neyi yaparsam mutlu, başarılı olurum ve bunu yapabilecek olanaklarım var mı?

Genel lise de okuyan bir öğrencinin bir mesleğe yönelebilmesi için başlangıç belki de, meslek alanının belirlenmesidir. Meslek alanı, Bacanlı'ya göre, benzer etkinlikleri içeren mesleklerin oluşturduğu grup olarak nitelendirilmektedir. Örneğin, hemşirelik ve doktorluk aynı alandan mesleklerdir (1996). Gündüz öğrenimi yapan genel liselerde, öğrenci ikinci sınıfta bir alana yönelir. Bu alan aslında bir meslek alanının karşılığıdır. Örneğin Fen Bilimleri Alanını tercih eden bir öğrencinin meslek alanı : mühendislik ve fen bilimlerini kapsayan meslek alanıdır. Lise 2. sınıfta Sanat Alanını tercih eden bir öğrencinin meslek alanı da sanat dünyasıyla ilgili olacaktır. Eğer bir öğrenci tesadüflere dayalı bir alan seçmişse meslek seçiminin de sağlıklı olması tesadüfe bağlı olacaktır.

MESLEK SEÇİMİ VE LİSE 2 DE ALANA YÖNELME :

Yönetmeliğin bazı esasları anlatılırken değinileceği gibi öğrencinin 10 sınıfta bir alana yönelirken ; okul müdür yardımcısının, sınıf öğretmeninin, rehber öğretmenin ve velinin görüşü alınmaktadır (Alanın belirlenmesi demek daha önce de belirtildiği gibi aynı zamanda öğrencinin meslek alnının da belirlenmesi demektir). Okul personeli sizin bir alana yönelebilmeniz için uygulamada daha çok başarı durumunuza bakacaktır. Sınıf öğretmeni ile rehberlik servisi elemanı eğer sağlıklı bir yöntem takip etmişlerse belki uygun bir alana yönelmeniz için önlem almışlardır.

  • Benim mesleğim ne olacak?
  • Nasıl karar vereceğim?
  • Hangi alana yönelebilirim?

Bu ve buna benzer sizinde kafanızda dolaşan bir çok soru veya sorun vardır. Bütün bu sorunları aşabilmenin başlangıcında “Bir mesleki tercihi billurlaştırma” vardır. Super (1963) a göre 14-18 yaş arasındaki öğrenciler, mesleki gelişimin Araştırma evresinin Deneme Basamağındadırlar. Bacanlı nın (1996) belirttiğine göre Deneme Basamağında üstlenilmesi gereken mesleki gelişim görevi “Bir Mesleki Tercihi Billurlaştırma”dır. Meslek kuramcılarınca lise çağı bir anlamda mesleki tercihlerin kesinleşmesi ve eyleme dönüştürülmesi için bir hazırlık ve araştırma dönemi olarak nitelendirilmiştir. Lise çağında birey hem kendi yeteneklerini, ilgilerini, kişilik özelliklerini ve beden özelliklerini tanıyacak, hem de tanıdığı ve farkına vardığı özelliklerine uygun bir alanı (İleride genel liselerde olan alanlar açıklanacaktır) ve mesleği belirleyecektir.

Sizin için önemli olan yönelmeyi düşündüğünüz mesleğe en uygun alan belirlemektir. Yeni ÖSS sisteminde her aday mezun olduğu alanla ilgili yüksek öğretim programlarını tercih ettiğinde avantajlı durumdadır. Askeri Yüksek Okullar gibi özel konumu olan yerlere gitmeyi düşünüyorsanız alan seçiminde daha da dikkatli olmanız gerekecektir. Lise 2 de ki alanlardan birisine yönelirken yönetmeliklerde belirtilen kuralların yanında :

  • Lise sonrası hedeflerime uygun mu?
  • Benim meslek alanıma uygun mu?
  • İlgi ve yeteneklerimi ölçen bir envanter uygulandı mı? Bu envanter sonuçları ile seçeceğim alan uyuşuyor mu?
  • Seçeceğim alanda başarılı olabilecek miyim?
  • Okul yöneticileri, öğretmenler ve anne babamla benim kararlarım uyuşuyor mu? Uyuşmuyorsa, farklı düşündüğümüz konular neler?

Yukarıda belirtilen soruların yanıtlarından eminseniz uygun alanı bulmuşsunuz demektir. Seçtiğiniz alanla ilgili kararınızın ne kadar önemli olduğunu üniversite sınavına girerken daha çok hissedeceksiniz. Eğer bir mesleğe karar vermiş iseniz uygun alanı bulmak hiçte zor değildir. Ancak bir meslek seçimi yapmamışsanız yada kararsızsanız seçeceğiniz alan yaşamınızla, yetenek ve ilgilerinizle, başarı durumunuzla çelişmemelidir. Bir meslek alanı belirleyebilmişseniz de alan seçiminizde yanılmazsınız. Ancak kendiniz hakkında gerçekçi bilgileriniz ve gelecekle ilgili ciddi planlarınız yoksa seçeceğiniz alan ileri de pişman olmanıza neden olabilir.

10 . sınıfta öğrencinin bir alana yönelmesi salt başarı durumuyla ilgili olmadığı aslında onun meslek seçimiyle ilgili olduğunu anlamak gerekir. Bazılarımızın yorumladığı gibi “çalışkanların Fen Bilimlerine , tembellerin Sosyal Bilimlere “ yöneldiği biçiminde olmaması gerekir. Başkalarının inançları ve önyargıları değil kendinizin ilgi ve yeteneklerinize ve mesleki olgunluk düzeyinize uygun olması gerekmektedir. Bir alana yönelmede ölçüt öğrencinin kendisi olmalıdır. Anne ve baba için önemli olan, toplumca “kariyeri “ yüksek olduğu belirtilen bir meslekten çok; kendinizi gerçekleştirebileceğiniz, mutlu ve başarılı olabileceğiniz bir mesleğinizin olması önemlidir. Sıradan ve işini sevmeyen bir “doktor” olacağınıza; aranan, işini iyi yapan ve başarılı bir “tezgahtar” olmak çok daha iyidir.

MESLEKÎ OLGUNLUK :

Yukarıda sözü edilen bireyin kendisini tanıması, gizilgüçlerinin farkında olması bir mesleği tercih edebilmek için yeterli değildir. Bireyin Mesleki Olgunluk Düzeyinin de yüksek olması gerekmektedir. Okul rehberlik servisleri öğrencilerin mesleki olgunluk düzeylerini yükseltmek için bir dizi çalışma yaparlar. Belli bir olgunluk düzeyine ulaşmayan bireyin meslek tercihi yapması pek de sağlıklı sonuçlar doğurmayacaktır.

Mesleki olgunluğun yeteneklerle; ilgilerini geliştirme ve ilgileriyle yeteneklerini ortaya koyma olanaklarıyla; ayrıca bu olanaklardan yararlanmayla ilişkili olduğu Super ve Bohn (1973) tarafından belirtilmiştir. Kendi mesleki olgunluk düzeyinizi geliştirmede yeteneklerinizi ve ilgilerinizi ortaya koymak için fırsat yaratmak durumundasınız. Örneğin yaz tatilinde çalışmak ; çalışmak için olanak yaratmak gibi. Burada önemli olan ilgilerin ve yeteneklerin tek başına keşfi değil, keşfedilmiş ilgi ve yeteneklerin bir biçimde ifade edilmesidir (ortaya konulmasıdır). Nerede başarılı ve mutlu nerede başarısız ve tatmin edici olmadığınızı görmeniz mesleki olgunluğunuz açısından gereklidir.

MESLEK SEÇİMİNDE SORUMLULUK KİMİN?

Mesleğin seçilmesi sorumluluğu size aittir. Bu sorumluluğu başkaları üzerine almamalıdır. Başkalarından yardım alınabilir; uzmanların, öğretmenlerin, anne ve babanızın görüşleri de önemlidir. Ancak seçimin olumlu ve olumsuz sonuçlarından en fazla kendinizin etkileneceğini unutmamak gerekir.

MESLEĞE YÖNLENDİRME :

Bir mesleğe yönlendirmeden söz ediliyorsa, iki yöntemden birisi tercih edilerek yapılıyordur. Yönlendirmenin bir biçimi olan yöneltme de biz yetişkinlerin çocuk için neyin iyi olduğunu karar verip, bir mesleğe yönlendirmemizdir. Kuşkusuz çok da iyi niyetle yapılan bir mesleğe yöneltme çocuğu dıştan kontrole alıştırdığından günümüzde önerilmemektedir. Yönelme ise meslek seçimi sorumluluğunu çocuğa bırakarak onun kendi geleceği için çaba sarf etmesini ve uygun olanı keşfetmesini öneren yaklaşımdır.

YÖNLENDİRME

YÖNELME YÖNELTME

1. Meslek seçimi sorumluluğu çocuğa aittir.

1. Meslek seçimi sorumluluğu anne-baba veya eğiticilere aittir.

2. İçten kontrolü geliştirir.

2. Dıştan kontrole bağımlılığı artırır.

3. Sorumluluk duygusunu geliştirir.

3. Sorumluluk duygusundan çok bağımlılık duygusunu geliştirir.

4. Herkesin rolü belirlidir, çatışmadan çok işbirliğine dayalıdır.

4. Anne-Baba belirler, çocuktan uyması beklenir. İşbirliği olmadığından çatışmalar çıkar.

Bir mesleğe yönelebilirsiniz yada başkalarının yönlendirmesine bağımlı kalabilirsiniz. Eğer kendi geleceğinize sahip çıkmak istiyor iseniz bir mesleğe yönelmeyi tercih etmeniz gerekiyor. Bu sizin uygun mesleği bulmanıza yardım edecek bir süreç olduğu gibi kendi sorunlarınız ve geleceğinize sahiplenmenizi de sağlayacaktır.

Doğal olarak, anne ve babalarınız, öğretmenleriniz ve arkadaşlarınız kendi bilgi ve deneyimlerini size aktarmaya çalışacaklardır. Onların deneyimlerinden faydalanmak gerekir ama uygun olanı keşfetmek sizin sorumluluğunuzdadır.

Süratli gelişimlerin olduğu çağımızda birey için önemli olan proje sahibi olmasıdır. Benim ilerisi için ne tür projelerim var ?, ileriyi ne ölçüde görebiliyorum? Külahlıoğlu nun (1997) belirttiğine göre; gençler, ilk yaşlarından itibaren proje geliştirme çabalarına sokuldukları ölçüde, yaşamlarının her aşamasında bilinçli bir uyum çabasına ve bilgi arayışına girme becerisi kazanacak; rollerini, sorumluluklarını ayırdetmeyi, yönlerini çizmeyi bileceklerdir. Yine aynı yazarın belirttiği gibi genç, projesini kendisi geliştirmelidir. Bu konuda okullarda görevli uzmanların bir dizi çalışma yürüttüklerini biliyoruz. Ancak gerek aileler, gerekse uzmanlar , gençle olan iletişimlerinde kullanacakları yöntem ona destek olma ve kendi yaşamını sorgulaması için fırsatlar yaratma biçiminde olmalıdır.

Kendinizi gözleyip, zaman içinde değişen ilgileriniz ve zevkleriz olsa bile güçlü yönlerinizi ve seçimlerinizi ortaya koyabilmelisiniz.


Cuma, Şubat 06, 2009

Uzaktan Eğitime Denklik

Uzaktan Eğitime Denklik

YÖK'ten yerinde ve sevindirici karar. Yeni YÖK Başkanının vizyonu sayesinde YÖK, Türkiye için devrim niteliğinde ama uluslar arası yüksek öğretim alanında zaten olması gereken bir karara imza attı. Uzaktan Eğitime Denklik konusunda kriterler belirlenerek esasa bağlandı. Bu karara göre, kriterlere uygun olarak dışarıdaki bir Uzaktan Eğitim kurumundan mezun olan adaylara denklik yolu açıldı.


YÖK yurtdışında bulunan ve uzaktan eğitim veren okullara getirilen denklik yasağını kaldırdı. Özcan, Akşam'a yaptığı açıklamada 'Harvard'da bile uzaktan eğitim alanı kabul etmiyorsunuz. Böyle şey olmaz' dedi.


Yükseköğretim Kurulu'ndan (YÖK) yurt dışındaki uzaktan eğitim veren okullara devam eden öğrencilere sevindirici haber geldi.

YÖK, geçtiğimiz aylarda yaptığı yönetmelik değişikliği ile yurtdışındaki üniversitelerde uzaktan eğitim alan öğrencilere 'uygun şartları sağlamaları' halinde denklik verecek. Başta ABD, İngiltere olmak üzere aralarında Malezya'nın da bulunduğu çeşitli ülkelerdeki üniversitelerde uzaktan lisans ve yüksek lisans eğitimi alan öğrenciler, Türkiye'de denklik alamıyordu. Yurtdışındaki üniversiteler, çeşitli nedenlerle bulunduğu yerden ayrılamayan öğrenciler tarafından yoğun talep görüyordu. YÖK, uzaktan eğitim kurumlarının faaliyet gösterdiği ülkedeki yetkili kuruluşlar ve YÖK tarafından tanınan bir akreditasyon kuruluşu tarafından akredite edilmesi şartını da getirdi.

'BU DEĞİŞİKLİK BİR DEVRİMDİR'
Konuyla ilgili AKŞAM'a bilgi veren YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan, internet üzerinden yurt- dışındaki ciddi üniversitelerden diploma alındığını ancak bunların bugüne kadar tanınmadığını ifade ederek, 'İngiltere'deki, ABD'deki çok iyi üniversitelerden mezun olanlar var. Harvard'da bile uzaktan eğitim alanı kabul etmiyorsunuz, bu çağda böyle şey olmaz' dedi. Özcan, 'ABD'de öğrencilerin yüzde 35'i uzaktan eğitim alıyor. Bu önemli bir sektör haline geldi. Bizim bu yaptığımız değişiklik bir devrimdir. Yıllardır 'biz bunlara güvenmiyoruz' deniliyordu. Teknoloji çağında, internetin bu kadar yaygın olduğu günümüzde böyle bir şey deme imkanımız yok. Çağdaş tutumlar benimsemeliyiz. Şimdi denetlemek de kolay' diye konuştu.

DERS TAMAMLAMA İMKANI
KARAR sayesinde Türk üniversitelerinde okuyan ancak bazı dersleri eksik kalan öğrenciler de bu dersleri uzaktan eğitim ile tamamlayabilecek. Üniversitelerin uzaktan eğitim kurumları ile yapacakları anlaşmalar ile daha kısa sürede ders tamamlama imkanı doğacak. Uzaktan eğitim kurumlarında bölümlerine göre 2 bin dolar ila 15 bin dolar arasında değişen ücretlerle okumak mümkün.

Salı, Ocak 20, 2009

2009 ÖSYM Sınav Takvimi

2009 ÖSYM Sınav Takvimi
2009 yılı içerisinde ÖSYM'nin yapacağı 5 Şubat'ta başlayacak ve 5 Aralık'a kadar sürecek olan toplam 18 sınav ve tarihleri:

* THK yabancı dil sınavı: 5 Şubat
* Yurt dışı yükseköğretim diplomaları denkliği: 15 Mart
* Üniversitelerarası kurul yabancı dil sınavı: 22 Mart
* Tıpta uzmanlık eğitimi giriş sınavı: 11 Nisan
* Yabancı uyruklu öğrenci sınavı: 12 Nisan
* Jandarma astsubay temel kursu giriş sınavı: 2 Mayıs
* Kamu personeli yabancı dil bilgisi: 3 Mayıs
* Akademik personel ve lisansüstü eğitimi: 10 Mayıs
* Yurt dışı yükseköğretim diplomaları denkliği: 17 Mayıs
* Tıpta yan dal uzmanlık eğitimi: 24 Mayıs
* Öğrenci Seçme Sınavı: 14 Haziran
* ÖSYS yabancı dil sınavı: 21 Haziran
* Kamu personel seçme sınavı (A grubu ve öğretmenlik): 26 Haziran
* Dikey geçiş sınavı: 12 Temmuz
* Tıpta uzmanlık eğitimi: 12 Eylül
* Üniversitelerarası kurul yabancı dil sınavı: 4 Ekim
* Akademik personel ve lisansüstü eğitimi: 15 Kasım
* Adalet Bakanlığı sınavları: 5 Aralık

2010 ÖSS'de Yazılı Sınav Dönemi

2010 ÖSS'de Yazılı Sınav Dönemi
Belki de ÖSS tarihinde bir ilk gerçekleşecek. 2010 yılında tekrar 2 aşamalı olan ÖSS sisteminin ikinci aşamasında bazı sınavlar yazılı olacak. Aşağıda haberin ayrıntıları.

2010 ÖSS'de yazılı cevap dönemi
ÖSYM'nin YÖK'e önerdiği sistemde, üniversiteye sınavının 2010'dan sonraki yıllarda adayların tüm test alanlarından, ''yazılı'' cevaplamaları gereken ''açık uçlu'' sorular da yöneltilmesi öngörülüyor.

Yarımağan, AA muhabirinin sorusu üzerine, geçen hafta gerçekleştirilen YÖK Genel Kurulu toplantısında, ''2010 yılı ve sonrası için büyük ölçüde kendi önerilerinin yer aldığı sistemi anlattığını'' kaydetti.

Önerdiği modelin, Yükseköğretim Strateji Raporu'ndaki önerilerin ''biraz daha üzerinde çalışılmış hali'' olduğunu belirten Yarımağan, üniversiteye giriş sınavında 2010 yılından itibaren iki aşamaya geçilmesini öngördüğünü bildirdi.

Temel nitelikteki ilk aşamanın başarılması halinde ikinci aşamaya geçileceğini ve ikinci aşamanın cumartesi-pazar günleri olmak üzere iki haftada toplam dört oturumda tamamlanacağını anlatan Yarımağan, adayların bu oturumlarda Matematik, Edebiyat, Fen ve Sosyal test alanlarından soruları yanıtlayacaklarını ifade etti. Yarımağan, ''Bu oturumlarda yapılacak sınavlar, bizim bugün yaptığımız ÖSS'nin ikinci kısmındaki testlerin, örneğin Matematik-2 testinin daha geniş bir biçimi olacak. Yani 30 soru sorduğumuz Matematik-2 testi, bir oturumda yapılacak ve tabii ki hem verilecek süre artacak hem de soru sayısı. Örneğin, 100 veya 120 ya da 150 soru yöneltelim diye düşünüyoruz'' dedi.

-2010 ÖSS SINAVINDA ''YAZILI'' CEVAP DÖNEMİ-

Yarımağan'ın önerisinin YÖK tarafından kabul edilmesi halinde, 2010 yılında başlayacak iki aşamalı yeni sınavda, bir süre sonra, adayların ''yazılı'' cevaplamaları gereken ''açık uçlu'' sorular da yöneltilmeye başlanacak.

Yarımağan, konuya ilişkin ''Daha ileriki aşamada, soruların bir kısmı açık uçlu olacak. Açık uçlu sorular bölümünde, adaylara küçük küçük sorular yöneltiyorsunuz ve aday, cevabını yazıyor. Makineyle değil, insan eliyle değerlendiriyorsunuz'' diye konuştu.

Hangi test alanlarından açık uçlu sorular yöneltileceği sorusuna Yarımağan, ''Tüm derslerden olacak. Yani bütün sınav test biçiminde olmayacak, bazı sorular açık uçlu olacak'' karşılığını verdi. Yarımağan, şöyle devam etti:

''Çünkü, test sınavları eğitimi olumsuz etkiliyor, öğrencilerin belli yetenekleri gelişmiyor. Bütün sınavları test yaparsanız, öğrenci belirli düşünce kalıpları arasında kalıyor, sentez yetenekleri gelişmiyor. Bütün dünya bunu yapıyor. Bizim de yavaş yavaş o yöne gitmemiz lazım. Tabii bu 'yazılı cevap' kısmı işin daha sonraki aşaması.''

Açık uçlu sorulara verilecek yanıtların nasıl değerlendirileceğinin sorulması üzerine Yarımağan, şunları kaydetti:

''Öyle çok uzun cevap gerektiren sorular sorulmuyor. Küçük küçük sorulardan oluşuyor. Test sorusu gibi fakat altında şıklar yok. Sonucu aday bulacak. Bu durumda öğrencinin kağıdını, adını gizleyerek, bilgisayar ortamına aktarıyorsunuz. Birkaç yüz hocayla da anlaşma yapıyorsunuz. Her adayın sorusunu iki hocaya veriyorsunuz, değerlendirme talimatı doğrultusunda, onlar değerlendiriyorlar.''

Yarımağan, iki aşamalı sınav sisteminde, yabancı dil sınavının ayrı bir oturumda yapılacağını söyledi.

-ÖSS 2009'DAKİ DEĞİŞİKLİKLER-

Öte yandan, ÖSS'de 2009 yılında yapılması düşünülen değişiklerin, ağırlıklı ortaöğretim başarı puanının hesaplanmasında okulun başarısının etkisinin azaltılması, adayların mezun oldukları bölümlerle ilgili ya da ilgili olmayan alanlar arasındaki katsayı farkının daraltılması yönünde olduğu öğrenildi.

Mevcut uygulamada, adayların üniversiteye yerleştirme puanları hesaplanırken, okulun ÖSS'deki başarısı da göz önünde bulunduruluyor ve bu durum 'ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı' olarak isimlendiriliyor. Şu andaki sistemde, yerleştirme puanları hesaplanırken, okulun başarısı yüzde 21, sınavdaki başarı da yüzde 79 oranında etkili oluyor.

YÖK Genel Kurulu, 2009-ÖSS ve daha sonraki yıllarda geçerli olacak modeli, 29 Ocak 2009'da yeniden görüşecek.

AA

Moodle Geleceği Anketi

Uzaktan Eğitim Kaynakları

Video Çubuğu

Loading...